ucuza ucak bileti ucak bileti sorgula beşiktaş haber technology news today date pleksi glas
Kore Savaşı, Kore şehitleri, Korean Warm - Kumyangjang-Ni Muharebesi http://koresavasi.com/kumyangjang-ni Tue, 13 Nov 2018 07:54:55 +0000 Joomla! - Open Source Content Management tr-tr 25 Ocak 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/25-ocak-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/25-ocak-1951

K.Çin ordusunun 25 Kasım’da başlattığı büyük taarruzlar olanca şiddetiyle devam ediyordu. Düşmanı durdurma çabaları bir sonuç vermiyordu. İnisiyatifi ele geçiren K. Çin kuvvetleri BM kuvvetlerine arka arkaya darbeler indirerek ilerliyorlardı. Kar, kış kıyamette, üst üste kaybedilen muharebeler ve uğranılan kayıplar, BM askerlerinde moral diye bir şey bırakmamıştı. Ortalığı tam bir bozgun havası kaplamıştı. Çinliler, önünde durulamaz ve baş edilemez bir varlık haline gelmişlerdi. BM ordusunu yıkıcı, dağıtıcı ve çökertici bir panik havası sarmıştı.

BM kuvvetleri saldırıya geçen düşmanı durdurmak için İmjin Nehri güneyinde (B) savunma hattını işgal etti. Eğer düşman bu hatta durdurulamazsa, Han Nehri güneyinde (C) savunma hattında savunmaya geçilecekti. Düşman bu hatta da durdurulamazsa daha güneyde planlanan, (D) ve (E) savunma hatlarına çekilecekti. Devam eden K.Çin kuvvetlerinin taarruzları BM kuvvetlerinin (D) hattına kadar çekilmelerine neden olmuştur. Düşmanın durdurulamaması ve BM kuvvetlerinin K.Çin taarruzları karşısında, manen ve madden büyük kayıplara uğraması üzerine Kore’nin terki için planlar yapılmıştır.

Hali hazırda bulunulan, (D) savunma hattı’nın karşısında bulunan düşman durumunun açıklığa kavuşturulması gerekiyordu. BM Ordusu; düşmanın kuvvetini keşfetmek, yığınağını bozmak ve zayiat verdirmek amacı ile taarruzi keşif yapılmasına karar vermiştir. Geri çekilmeler yüzünden bozulmuş olan moralin düzelmesi ise ancak zafer kazanmakla mümkün idi.

Bu kapsamda, Türk Tugayı’na yıpratıcı taarruz görevi verilmişti. Türk Tugayı 25 Ocak 1951 günü iki koldan düşmana doğru harekata başladı. Çinli askerlerin büyük bir inat ve dirençle, bütün varlıklarını koyarak savundukları mevziler Türk askerinin süngü hücumu ile bir bir ele geçirilmeye başlandı. Ertesi gün saat 06.00’da düşman mevzileri tamamen ele geçirilmişti. Amerikalılar Türk Tugay’ının bu muharebesini Kore Savaşı’nın “en kanlı piyade muharebesi” olarak tanımlamışlardır.

Türk askeri, kendisinden üç misli kuvvetli düşmana karşı kazandığı bu zaferle, düşmanın yenilebilir olduğunu göstermiş ve Çin ordusu karşısında sürekli geri çekilen BM Ordusunun moralini yükselterek düşmana karşı harekete geçmesini sağlamıştır. Bunun sonucu olarak, BM kuvvetleri 29 Ocak 1951’de bütün cephede taarruza başlayarak düşmanı 38 inci paralelin kuzeyine sürmeye başarmıştır.

Bu muharebede; Türk Tugay’ından 12 asker şehit olmuş, 31’i de yaralanmıştır. Düşman kaybı ise BM kaynaklarınca 1734 olarak tespit edilmiştir.

Ölü olarak ele geçirilen Çinli bir askerin üzerinde, Kunuri’de şehit düşen bir çavuşumuza ait bir not defteri bulunmuştu. Bu suretle şehidimizin intikamı da alınmış oldu. Kunuri’de bize fazla kayıp verdiren K.Çin 38 inci Ordu’nun 150 inci Tümen’i bu muharebede de karşımıza çıkmıştı. Bu karşılaşma, Türk Tugayı’nın bütün personelinde öç alma hınç ve azmini yaratmıştır. Bu zafer ile; Türk Tugay’ı Kore’de ikinci kez düşmanı mağlup ederek savaşın yönünü BM lehine değiştirmiştir. BM Kuvvetleri de Kore’yi terk etme kararını değiştirerek savaşa devam kararı almıştır.

Bu zafer üzerine; Amerikan Kongresince, Türk Tugayına “Mümtaz Birlik Madalyası ve Beratı” verilmiştir. Madalya beratında, “Türk Tugay’ının bütün zorluklara karşı, olağan üstü cesaret ve kahramanlık göstererek Birleşmiş Milletler Ordusunu kurtardığı ve parlak sonuçlar elde ettiği” ifade edilmektedir. Bu madalya, ABD tarafından yabancı bir devletin ordusuna verilen ilk madalyadır. Tugayımız Kore Cumhurbaşkanlığınca da “Cumhurbaşkanlığı Birlik Nişanı” ile taltif edilmiştir. Ayrıca bu zaferin anısına Kore Hükümeti tarafından savaşın yapıldığı alanın en yüksek tepesine “Türk Zafer Anıtı” dikilmiştir.

Türk Tugay’ı, Kunuri’de düşmanı üç gün durdurmakla BM ordusunun kuşatılarak imha olmasını önlemesine rağmen, içindeki savaş azmini tamamıyla göstermeye fırsat bulamamıştı. Kumyangjang-ni muharebesi Tugay’ımıza bu fırsatı vermiş ve başarısının takdir edilmiş olması da kendine güvenini artırmıştır.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:18:37 +0000
24 Ocak 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/24-ocak-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/24-ocak-1951

Türk Tugayı sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bütün cephede ileri sürülen keşif kolları himayesinde kuzeye doğru ileri harekete başlamış ve taburlar açılmış bir halde kendilerine gösterilen hedefe doğru bölgeden bölgeye ilerlemek suretiyle ileri harekete başlamış ve hareket gün boyu devam etmiştir.

Gözetlemeler ve keşifler sonucunda düşmanın asıl muharebe hattının Kumyang-ni kasabasından batıya doğru giden demiryolunun kuzeyindeki hâkim tepelerden geçtiği ve bu tepelerin direnek halinde berkitilmiş ve yolların engellerle kapatılmış olduğu görülür.

Doğudaki Amerikan taburu bu kasabayı işgal edecek ve 2. Tabur taarruz gurubu da kasabayı geçecektir. Fakat Amerikan taburu ilerlerken düşman direnmelerine rastlamış ve kasabaya yaklaşamamıştır.

185 RAKIMLI TEPEYE TAARRUZ:

Hedefte 185 rakımlı tepe ve bu tepeden batıya doğru ve vadiye inen sırtlar vardır.

Düşman hakkında hiçbir bilgi alınamamıştır. Görev belirli saatlerde hareket etmek ve rastlanılan düşmana taarruz ederek günlük hedefe ulaşmaktır.

Bu tepenin alınması Türk Tugayından 10. Bölüğe verilir. 185 rakımlı tepede üstü mermi parçalarına direnecek kalınlıkta toprakla örtülü ve kuvvetli yapılmış 18 adet makineli tüfek mevzi, bir kavis üzerinde dizilmiş gibi tepeyi çevrelemiş durumdadır.

Bunlar karşısında görünmeyecek, ateş mevzii olduğu anlaşılamayacak derecede gizlenmiş durumdadırlar. 10. Bölük komutanı, 185 rakımlı tepeye batıdan doğuya doğru kuşatıcı şekilde hücum edebilmek için iki takımı, 185 rakımlı tepenin batısına getirir. 185 rakımlı tepenin batı cephesinin berkitilmemiş veya zayıf berkitilmiş olduğu zannedilir. Bu kolaylıktan başka, hedefine varmış olan 9. Bölükten ateş yardımı da yapılabilir durumdadır. 10. Bölük, iki takımı ile 185 rakımlı tepeye taarruza başlayınca tepenin batıya doğru olan cephesinin de kuvvetli olarak berkitilmiş olduğunu görür. Şu halde bölüğün taarruzu kuşatıcı şekilde değil, berkitilmiş bir cepheye taarruz şeklinde olacaktır.

İki takım, ağır makineli ve havanların ateş desteği ve 9. Bölüğün ağır makineli tüfek yardımı ile 100’er metrelik sıçramalarla düşman mevziine yaklaşmaya başlar. Düşman, plânlı ve etkili bir şekilde ateş etmektedir. Roketatarlar düşman mevzilerinin mazgallarını tahrip etmekte çok işe yarar.

Asıl bölük bu şekilde batıdan doğuya doğru ilerlerken, 185 rakımlı tepeye karşı önceden, mevzilendirilmiş olan 1. Takımın da ilerleyerek tepeye güneyden hücum etmesi bildirilir. Ustalıkla sevk ve idare edilen bu takım, fundalık ve engebeli bu arazide düşmana görünmeden hücum mesafesine kadar yaklaşır. Takım komutanı süngüleri taktırır, el bombaları atılarak başta takım komutanı Üsteğmen olmak üzere bütün takım “ ALLAH ALLAH”... Sedaları ve büyük bir gürleme ve heyecanla düşmana saldırırlar; açıkta ve hendekte bulunan düşmanı süngü ve bombalarla yok ederler. Takımın hücuma kalkacağını anlayan düşman, ihtiyatlarını acele olarak buraya ulaştırmak ister. Bu ihtiyatlar tepenin zirvesine doğru koşarlarken hücum mesafesine yaklaşmış olan bölüğün iki takımı da hep birden hücuma kalkarak meydana çıkmış olan bu ihtiyatların üzerine atılırlar. 1. Takım da güneyden bu düşmanın üzerine atılır.

Açıkta bulunan düşman yok edildikten sonra üstü kapalı yerlerde bulunan düşmana da saldırı başlatılmış ve kısa bir süre içinde de onlar yok edilmiştir. Hücuma uğramayan gerilerde kalan düşman ise çareyi kaçmakta bulur. Artık karanlık basmaya başlamıştır. 10. Bölük tertiplerini alarak geceyi burada geçirmeye hazırlanır.

Karanlık bastıktan sonra 11. Bölük baskına uğradığını ve kuşatıldığını haber verir. Bu haberi alan 9. ve 10. Bölük geri çekilmeye başlayarak daha gerilerdeki sırtlar hattına geçilir. Hava çok soğuktur tahmini – 8 derecelerdedir, yerler ise karlarla kaplıdır.

O gün düşmanın muharebe yerinde bıraktığı ölülerin üzerinde yapılan aramalarda, birinden çıkan bir not defterinin Kunuri Muharebelerinde şehit düşen bir çavuşa ait olduğu, bu suretle de karşıdaki düşmanın Türk askerinin Kunuri’ de karşısında olan düşman olduğu anlaşılmıştır. Bu defterin ortaya çıkışı Türk askerinde derin bir intikam alma hissini doğurmuş ve bu günkü muharebelerde intikam için çarpışılmış ve başarılı olunmuştur.

Türk Tugayı sabahın ilk ışıklarıyla birlikte bütün cephede ileri sürülen keşif kolları himayesinde kuzeye doğru ileri harekete başlamış ve taburlar açılmış bir halde kendilerine gösterilen hedefe doğru bölgeden bölgeye ilerlemek suretiyle ileri harekete başlamış ve hareket gün boyu devam etmiştir.

Gözetlemeler ve keşifler sonucunda düşmanın asıl muharebe hattının Kumyang-ni kasabasından batıya doğru giden demiryolunun kuzeyindeki hâkim tepelerden geçtiği ve bu tepelerin direnek halinde berkitilmiş ve yolların engellerle kapatılmış olduğu görülür.

Doğudaki Amerikan taburu bu kasabayı işgal edecek ve 2. Tabur taarruz gurubu da kasabayı geçecektir. Fakat Amerikan taburu ilerlerken düşman direnmelerine rastlamış ve kasabaya yaklaşamamıştır.

185 RAKIMLI TEPEYE TAARRUZ:

Hedefte 185 rakımlı tepe ve bu tepeden batıya doğru ve vadiye inen sırtlar vardır.

Düşman hakkında hiçbir bilgi alınamamıştır. Görev belirli saatlerde hareket etmek ve rastlanılan düşmana taarruz ederek günlük hedefe ulaşmaktır.

Bu tepenin alınması Türk Tugayından 10. Bölüğe verilir. 185 rakımlı tepede üstü mermi parçalarına direnecek kalınlıkta toprakla örtülü ve kuvvetli yapılmış 18 adet makineli tüfek mevzi, bir kavis üzerinde dizilmiş gibi tepeyi çevrelemiş durumdadır.

Bunlar karşısında görünmeyecek, ateş mevzii olduğu anlaşılamayacak derecede gizlenmiş durumdadırlar. 10. Bölük komutanı, 185 rakımlı tepeye batıdan doğuya doğru kuşatıcı şekilde hücum edebilmek için iki takımı, 185 rakımlı tepenin batısına getirir. 185 rakımlı tepenin batı cephesinin berkitilmemiş veya zayıf berkitilmiş olduğu zannedilir. Bu kolaylıktan başka, hedefine varmış olan 9. Bölükten ateş yardımı da yapılabilir durumdadır. 10. Bölük, iki takımı ile 185 rakımlı tepeye taarruza başlayınca tepenin batıya doğru olan cephesinin de kuvvetli olarak berkitilmiş olduğunu görür. Şu halde bölüğün taarruzu kuşatıcı şekilde değil, berkitilmiş bir cepheye taarruz şeklinde olacaktır.

İki takım, ağır makineli ve havanların ateş desteği ve 9. Bölüğün ağır makineli tüfek yardımı ile 100’er metrelik sıçramalarla düşman mevziine yaklaşmaya başlar. Düşman, plânlı ve etkili bir şekilde ateş etmektedir. Roketatarlar düşman mevzilerinin mazgallarını tahrip etmekte çok işe yarar.

Asıl bölük bu şekilde batıdan doğuya doğru ilerlerken, 185 rakımlı tepeye karşı önceden, mevzilendirilmiş olan 1. Takımın da ilerleyerek tepeye güneyden hücum etmesi bildirilir. Ustalıkla sevk ve idare edilen bu takım, fundalık ve engebeli bu arazide düşmana görünmeden hücum mesafesine kadar yaklaşır. Takım komutanı süngüleri taktırır, el bombaları atılarak başta takım komutanı Üsteğmen olmak üzere bütün takım “ ALLAH ALLAH”... Sedaları ve büyük bir gürleme ve heyecanla düşmana saldırırlar; açıkta ve hendekte bulunan düşmanı süngü ve bombalarla yok ederler. Takımın hücuma kalkacağını anlayan düşman, ihtiyatlarını acele olarak buraya ulaştırmak ister. Bu ihtiyatlar tepenin zirvesine doğru koşarlarken hücum mesafesine yaklaşmış olan bölüğün iki takımı da hep birden hücuma kalkarak meydana çıkmış olan bu ihtiyatların üzerine atılırlar. 1. Takım da güneyden bu düşmanın üzerine atılır.

Açıkta bulunan düşman yok edildikten sonra üstü kapalı yerlerde bulunan düşmana da saldırı başlatılmış ve kısa bir süre içinde de onlar yok edilmiştir. Hücuma uğramayan gerilerde kalan düşman ise çareyi kaçmakta bulur. Artık karanlık basmaya başlamıştır. 10. Bölük tertiplerini alarak geceyi burada geçirmeye hazırlanır.

Karanlık bastıktan sonra 11. Bölük baskına uğradığını ve kuşatıldığını haber verir. Bu haberi alan 9. ve 10. Bölük geri çekilmeye başlayarak daha gerilerdeki sırtlar hattına geçilir. Hava çok soğuktur tahmini – 8 derecelerdedir, yerler ise karlarla kaplıdır.

O gün düşmanın muharebe yerinde bıraktığı ölülerin üzerinde yapılan aramalarda, birinden çıkan bir not defterinin Kunuri Muharebelerinde şehit düşen bir çavuşa ait olduğu, bu suretle de karşıdaki düşmanın Türk askerinin Kunuri’ de karşısında olan düşman olduğu anlaşılmıştır. Bu defterin ortaya çıkışı Türk askerinde derin bir intikam alma hissini doğurmuş ve bu günkü muharebelerde intikam için çarpışılmış ve başarılı olunmuştur.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:19:23 +0000
26 Ocak 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/26-ocak-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/26-ocak-1951

Hareket zamanı beklenirken iki asker arasında şu konuşama geçer:

“ - Hazırız, silahımızla da yüreğimizle de hazırız, daha ne duruyoruz? Beş on dakika evvel bismillah diyerek ileri atılsak ne olur sanki?

- Herhalde bunun bir sebebi var ki bekliyoruz. Acele etme, acele işe şeytan karışır.

- İyi ama, bu gün de saat, köydeki benim kağnı arabasından daha ağır yürüyor.

- Yüreğini geniş tut, nasıl olsa yürüyeceğiz. Eyvallah o Çin domuzlarının dersini vereceğiz. Benim adağım, sevgili şehit hemşerim Hasan Onbaşının bir parmağı adına on imansız düşmanın canını cehenneme göndermektir. Allah bu adağımı yerine getirirse ondan sonra ben de şehit olsam gam yemem.

- Allah büyüktür, Kunuri’deki düşmanı burada da karşımıza çıkardı ki öcümüzü alıp acımızı bastıralım”.

Derken subayların, çavuşların harekete geçiren seslenmeleri duyulur. Konuşanlar “ YA Allah! Sana sığındık, bizi utandırma” diyerek soğuktan buzlanmış silahlarını birer sevgili gibi öperek mangalarıyla diğer mangalar gibi harekete geçerler.

5. Takım komutanı tanka binmiş halde 1. Takımın başında taarruz başlar. Tanklar kasabaya yaklaşarak ateş altına alırlar. Bu arada Amerikan uçakları da havadan bombardımana başlar.

Bu kuvvetli ateş altında 1. Takım kasabaya güneyden, 3. Takım da doğudan hücuma geçer. İhtiyattaki mangalar da hücuma katılır. Hücum edenler kasabanın savunulan evlerine, sokak barikatlarına, berkitilmiş yerlere birer birer saldırırlar. Kasaba içinde boğaz boğaza boğuşmalar, şiddetli süngü muharebeleri başlar. Türk askeri düşmanı birer birer tepeleyerek kasabayı alır.

7. Bölük ileri harekette iken, savunma durumunda bulunan düşmanın ateş hattına düşer. Bölük geri çekilerek bu ateşten kurtulur.

O gün Amerikan 1. Kolordu komutanı General MELBURN, Türk muharebe sahasına gelerek muharebeleri yerinde izlemiş ve Türk askerini yürekten kutlamıştır.

156 RAKIMLI TEPEYE TAARRUZ:

Bu tepe düşman mevziinin kilit noktası konumundadır. Karşıdaki düşmanın da Çin ordusuna mensup 38. Tümen olduğu anlaşılmış bu durum Türk askerinde bir intikam hissi uyandırmış ve intikam alma zamanının geldiği görülmüştür.

Bu tepede birkaç sıra 5–10 kişilik üstü kapalı ağır ve hafif makineli tüfek ve havan mevzileri ile kuvvetli berkitilmiş, ateş mevzileri birbirini yan ateşi ile koruyacak şekilde ve dağınık haldedir. Kapalı mevzilerin aralarına da üstü açık siperler ( irtibat hendekleri) yapılmış ve bütün tahkimat dikkat ve ustalıkla gizlenmiş durumdadır.

Tepe topçu ve havan ateşleri ile dövülmeye başlanır, fakat mevzilerin çok yakınlarına düşen top mermileri dahi mevzilerdeki düşmana etki etmez. Bu atışlar düşmana zarar verse de savunma gücünü kıramamıştır.

Arazinin engebeli olması tanklarla hücumu zorlaştırmaktadır.

10. Bölük ilerlerken düşmanın etkili ateşiyle karşılaşmıştı. Bölük komutanı mevzilerinde gizlenmiş olan düşmanı ortaya çıkarmak için, açık hedefler göstermeğe başlar ve düşmanın silahlarını ateş etmeye zorlamak için de bütün bölük cephesinde yalnız bir takım ilerletir. Düşman bu ilerleyenin hücum birliği olduğu kanısına vararak bütün savunma silahları ile ateş açar. Bu suretle meydana çıkan düşman silahları bölüğün silah takımı ve bölük emrindeki ağır silahlarla ateş altına alınır.

Ateş üstünlüğü elde edilince diğer takımlar da ilerletilmeye başlanır. Ustalıkla ve görev aşkıyla ilerleyen mangalar pek az kayıpla hücum mesafesine kadar yaklaşırlar. Hava kararırken 11. Bölük ve 2. Bölük sert düşman direnişi ile karşılaşır.

10. Bölük, topçu ateşini bölüğün 100- 150 m . Önüne aldırarak bu ateşin arkasında ilerlemeye başlar ve bölük ilerledikçe de topçu ateşleri ileriye kaymaya devam eder. Ateş üstünlüğü elde edilmiş, artık sıra süngü hücumuna gelmiştir.

Hücuma başlanacağı sırada 10. Bölüğün 3. Takım komutanı üsteğmen, omzundan yaralanır. Bu olayı yakinen gören bir er olayı herkese açıklar. Bu heyecan hücuma kalkmaya hazırlanan takımın erlerine sirayet eder ve takım erlerini kararsızlığa düşürür. Bunu hisseden yaralı takım komutanı üsteğmen, şiddetli düşman ateşine ehemmiyet vermeyerek yaralanmamış olduğunu erlerine göstermek maksadıyla ayağa kalkar, bu defa da boynundan vurulur.

Bir er, subayın cesaret ve fedakÂrlığından heyecanlanır; “subayımın intikamını alacağım” diye bağırır ve yalnız başına ileriye fırlar. Bu cesur erin harekâtı takıma hücum komutu yerine geçer ve bütün takım erleri birden bire ayağa kalkarak düşmana doğru koşarlar. Bölüğün diğer takımları da hücumun başladığını görerek kendiliklerinden ayağa kalkıp ileriye koşmağa başlarlar. Bütün bölük “ ALLAH ALLAH.. ” sedaları ile hücuma başlarlar, bütün bölük bir anda düşman mevzilerine girer, bütün düşman süngüden geçirilir. Kaçanlar da ateşle yok edilirler. Fakat mevzilerinde bulunan düşman ağır makineli tüfekleri ile direnmeye devam etmektedir. Bu düşman ateşleri de ateş altına alınarak saat 17. 30 civarında tepe alınır.

KUMYANGJANG-Nİ MUHAREBELERİNDE İKİ TARAFIN KAYIPLARI:

Amerikan resmî makamlarınca düşman kaybı 1734 olarak açıklanmıştır.

Türk askerinin kaybı ise bir astsubay ve 11 er olmak üzere 12 şehit; bir subay, bir astsubay ve 29 er olmak üzere 31 yaralıdan ibarettir.

Amerikan piyade komutanı Yarbay Blair’in resmî raporu ve 1. Amerikan Kolordusunun günlük gazetesinde yayınlanan düşünceleri:

“8. Ordunun yaptığı mahdut hedefli taarruz yavaş yavaş ilerlerken, bu hafta sonunda Kore harp tarihinde kahramanlık öyküleri de yazılmıştır.

Türklerin karşısındaki düşman, kaçmaya vakit bulamamıştır. Bunlara bulundukları mevzii her ne pahasına olursa olsun tutmaları emredilmiş ve tutmuşlardır, fakat hayatlarını kaybetme pahasına.

Bu hareket, şüphesiz ki bu harbin en kanlı piyade muharebesi olmuştur. Şahsî tecrübeme dayanarak şunu kesin olarak söyleyeyim ki, bu taarruz herhangi bir harbin en kanlı muharebesi olmuştur.

Türkler harikulâde, harp tarihinde uzun müddet yaşayacaktır. Çinliler, gördüğüm boş mermi kovanlarına bakılırsa, çok şiddetli çarpışmışlardır. Bir Çinli de el bombasını atmak üzere ve bomba elinde iken öldürülmüştür.

Komünist Çinliler iyi donatılmışlardı. Tüfekleri, otomatik silahları ve havanları vardı. Giyimleri iyi idi. Çift muflonlu ayakkabıları vardı. Yiyecek ve cephaneleri ise pek çok idi. Disiplinleri iyi olmalı idi, aksi halde mevzilerinde ölmezlerdi.

Kaide olarak, bu gibi hazırlanmış mevzilere taarruzda, taarruz eden tarafın savunan tarafa nazaran üç misli kuvvetli olması lâzımdır. Hâlbuki burada, mevzilerdeki her kızıl Çinli ile bir Türk çarpışıyordu. Ancak, Türkler çok üstün nitelikli askerlerdi. ”

26 Ocak 1951 komünistler 156 rakımlı tepede imha edilir.

Sabah Türk’ün zaferiyle ışımıştı.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:22:59 +0000
27 Ocak 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/27-ocak-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/27-ocak-1951

Alay, dört bölüğü birinci hatta ve birbirinden bir kilometre kadar aralıkla saat 07. 30 ‘da kuzeye doğru harekete geçer. Birkaç km. ilerde ise perişan olan düşman kaçmış olduğundan temas olmaz.

YZB. NAZIM ÖZOĞUL O GÜNÜ ŞÖYLE ANLATIYOR:

“ Kızılları gördüğümüz yerde yok etmek üzere ilerliyoruz. Cemalettin Çağlar’ın takımına SANGC’ON köyü istikametinde ilerleme görevi vermiştim.

Keşif takımı süngüleri parlayarak köye girdi. Çağlar’ın sesini telsizde dinliyorum.

Bu kahraman arkadaşımın her zaman mertçe gürleyen sesi. Hangi kuvvetin tesiri altında titriyordu. Büyük heyecan geçirdiği konuşmasından belliydi.

-Yüzbaşım, sağımdaki evden bir kadın çığlığı geliyor. Bu evi arayacağım.

-Takım vazifesine devam etsin, sen evi ara.

Biraz sonra kahraman takım kumandanım Üstğm. Cemalettin Çağlar’ın sesi aynı heyecanla titreyerek;

-Yüzbaşım, bir Güney Kore kadınının sol bacağı kesilmiş, üstündeki elbise parça parça, kan içinde, inliyor.

Hiç sesi titremeyen ve muharebenin en heyecanlı anlarında meşhur şarkısını söyleyerek astlarına bir Türk kumandanı örneği veren arkadaşım, fecaatın dehşetinden âdeta ağlar gibi konuşuyordu. Telsizle;

-Görevine devam et. Kadının yanına iki erini bırak. Ben bu kadını şimdi aldırırım, dedim.

Tb. kumandanımız Bnb. Lütfü Bilgin’i telsizle buldum. Durumu tabur kumandanına arz ettim. Bu kadına gereken ilk tedavinin yapılması için bir doktor gönderilmesini ve geriye nakledilmesini istedim. Tabur kumandanı telsizle:

-Şimdi doktoru gönderiyorum.

Hemen bölüğümün dört teskereci erini Şahin çavuş komutasında köyün içine gönderdim. Taburumuzun kahraman doktoru Yzb. Cemalettin Tanrıöver, zaman kaybetmemek için jipine binerek son süratle keşif hattındaki köyün içine geldi. Şahin çavuşun emrindeki teskereciler bu kadını teskereye koyarak kıymetli doktorumuzun yanına götürdüler. İlk tedavisi yapıldı. Türk’ün şefkatli elleriyle acıyan yaraları sarıldı ve geriye hastaneye nakledildi.

Takriben 20 yaşında bir Koreli kadının üstü başı parça parça olmuş. Edep yeri kan içinde. Yırtılan elbisesinden memeleri dışarıya sarkmış. Yüzü gözü çizikler içinde bu çiziklerden akan kan boynundan göğsüne sızmış. Sol kolu ve bacağı kan içinde. Saçları darmadağınık. Gözleri yuvalarından fırlamış. Odanın içindeki eşyalar darmadağınık. Hemen kapının yanında soluna yıkılmış, inliyor.

Koreli kadın yaklaşan Ütğm. Cemalettin Çağlar’a yuvalarından fırlayan gözleriyle dik dik bakar. Karşısında duran Cemalettin Çağlar bu fecaat karşısında ağlar gibi şefkatli haliyle inleyen kadına yaklaşır. Koreli kadın sağ elini yavaş yavaş kaldırarak, göğsündeki kanlı entarisini tutarak,

-Çaynis komünist, çaynis komünist, diye inler.

Eliyle komünistlerin gittiği istikameti göstererek;

-Meni meni çaynis komünist, meni meni çaynis komünist der.

Bu kelimeler ağzından çıkarken adeta son nefesini verir gibi yere yığılır.

İşte Cemalettin Çağlar’ın telsizle bana hitap ederken ağlar gibi konuşmasının sebebi buydu. Cemalettin Çağlar yaralı kadının yanına yetişmek için hızlı adımlarla yürümeye başladı. Köyün kuzey çıkağına gelmişti ki, üstü başı parça parça, entarilerindeki kanlar kurumuş, süngülenerek öldürülmüş üç kadın yerde yatıyor. 5 metre ilerde köprünün yanında aynı şekilde öldürülmüş ve edep yerleri süngülenmiş, iki kadın arkası üstü yatıyor. Bu öldürülen zavallı kadınlardan birisinin memeleri dışarıda. Yanında takriben iki yaşında bir çocuk ölü, annesinin üzerine kapanmış, memelerini emiyor. Bu hali gören Cemalettin Çağlar’ın saçları dimdik olur. Bu hazin manzara karşısında bir an durur. Cebinden çikolatasını çıkarır. Kâğıtlarını soyup çocuğa uzattı. Zavallı yavru her şeyden bihaber karşısındaki Türk subayına ürkerek baktı, korktu, ağlamaya başladı. Bu durum karşısında gözleri nemlenen Türk subayına ürkek hareketlerle elini uzattı, çikolatayı aldı ve ağzına götürdü. Çikolata çocuğun hoşuna gitmiş olacak ki yüzünde tebessümler belirdi.

Şuan şehrini kuzeye doğu geçiyoruz. Sanggongsak köyünü kızıllar kaçarken ateşe vermişler. Bir kısım evler yanmış, bir kısmı da hâlâ yanmaya devam ediyordu. Bu köye girerken ak saçlı ihtiyarlar sevinç gözyaşlarıyla bizi selâmlıyordu. Sağ tarafımızda kül haline gelmiş evin yalnız temelleri duruyordu. İhtiyar bir kadın bu yanmış binanın küllerini elindeki değneği ile karıştırıyordu. Aynı zamanda çıldırmış gibi hareketler yapıyordu. Hemen bu kadının gerisinde beli bükük, aksakallı, elinde değneği bulunan, bir köylü kırık çömlekleri ve yanık eşyalarını yığmakla meşgul. Kamyonlarla yanından geçiyoruz. Değneğine dayanmış, elleriyle acayip hareketler yaparak bize evinin küllerini gösteriyor. Gözlerinden akan yaşlarla hıçkırarak haykırıyor.

- Çaynis komünist, çaynis komünist.

Kamyonlarımızla köyün kuzeyinde alev alev yanan evlerin arasından geçiyoruz. Yolun hemen solunda öldürülmüş Koreli genç kadınlar, üstü başı parça parça edilmiş, karlar üzerinde yatıyorlar. Cesetlerin etrafında karlar sağa sola savrulmuş. Yoldan cesetlerin bulunduğu yere kadar kadınların sürüyerek götürüldüğü karların durumundan belli.

50 m . kadar ilerlemiştik ki, yine yolun sol yanında 15-20 yaşını geçmeyen genç Koreli kızların aynı zulümle öldürülmüş karlar üzerinde yatan cesetlerini gördük. 100 m . Kadar daha ilerlemiştik ki, yolun solunda, edep yerleri parça parça Koreli kadınlar arka üstü ölü olarak yatıyor. Takriben 10 yaşında bir çocuk arka üstü ölü olarak yatan kadının göğsünde. Sağ kolu kadının sol kolu altında, sol kolu boynundan sımsıkı tutmuş. Kadının yanaklarında çocuğun dudakları, arkasından süngülenmiş ve öldürülmüş.

Bu kadınlar komünistlerin hislerine ram olmayınca saçlarından tutularak sürüklenmiş, zorla ırzlarına geçilmiş, sonunda da süngülenmiş. ”

CEVAT ALAN’IN ŞAHADETİ;

“Düşman sabaha kadar ufak tefek keşif taarruzu yaptıysa da bir netice alamadı. Güneş doğarken düşman ormanlar içine doğru geriye çekildi. Tb. Emir Subayı Yzb. Memduh BUDAK zayiat raporu istemişti. Tekmil alıyordum. 1. takımdan Çermikli Cevat Alan yok dediler. Şehit olduğunu gören de yoktu. Bu er takım geriye çekilirken hiçbir zaman geriye kaçmazdı.

Çünkü bu kahramanlar kahramanı asil Türk çocuğu yapılan bütün süngü muharebelerinde en ileride bulunmuş, insanlık hak ve hürriyetinin bir fedaisi gibi ileriye atılmış ve hiçbir zaman vazifesinde en ufak bir ihmali dahi görülmemiştir.

-Tekrar arayın,

Diye emir verdim.

-Çermikli Cevat Alan yok.

-Çermikli Cevat Alan yok, diye bildiriyorlardı. Takım çekilirken muhakkak ki Cevat Alan çekilmemiştir, neticesine vardım. Geceleyin muharebe icabı birinci takımın düşmana bıraktığı tepeyi mukabil taarruzla almaya karar verdim. ( 10. Bölüğü ilk teslim aldığımda Mehmetçiklerden istediğim bazı niteliklerden biri de şuydu: Durum icabı düşman tarafında bir erimiz yaralanabilir veyahut düşman tarafındaki mevzide kalabilir. Bu an erimizin kurtulması için bütün bölük taarruz edip icap ederse ölecek fakat müşkül duruma giren kurtarılacaktır. Bunu Türk vatanseverliğinin şerefi olarak sizlerden istiyorum, isteyeceğim. ), demiştim. İşte şimdi meydanda olmayan bir kahramanımızın kurtulması icap ediyordu. Bu er muhakkak ki akşamki mevzideydi. Emrimde bulunan subay, astsubay, çavuş, onbaşı ve erlerimin kabiliyet ve hususiyetlerini çok yakından ilgilenerek öğrenmiştim.

Kararımı Tabur Komutanına bildirdim. Tabur Komutanı,

-Taarruzunu topçu taburuyla destekleyelim.

-Zaman kaybedemem. Mermim noksanlaşmıştır. Fakat Mehmetçiğin süngüsüne güveniyorum.

Kati kararımı anlayan Tabur Komutanı Lütfü Bilgin, 2 km . gerimizde vadide bulunan tanklara emir vermiş. Tanklar sağ gerimizde mevzie girerek ateş desteğine başladı. Geceleyin durum icabı terk edilen tepe Mehmetçiğin büyük imanıyla hiç zayiatsız zapt edildi. Tepede Cevat Alan’ı mevziinde kanlar içinde bulduk. Cevat Alan’ın karanlıktan istifade ederek, sol bacağını kesmişler. Yaptıkları mezalim yetmiyormuş gibi kalçasını taşla ezmişler. Bunu da az görmüşler. Yüzünün muhtelif yerlerine süngü sokmuşlar. Çermikli Cevat Alan’ın makineli tabancasını kırıp yanına atmışlar. Fakat 10. Bölüğün büyük kahramanı Cevat Alan hâlâ yaşıyordu. Yavaş yavaş nefes alıyordu. Gözleri düşman tarafına dönüktü. Yattığı mevziin içindeki karlar akan kanlarıyla kırmızılaşmış, beyaz kırmızı şanlı bayrağımızın rengi birbirine karışmıştı. Gözlerinin baktığı tarafa başımı çevirdiğim de önünde 22 komünist leşi yatıyordu. Kimisinin elinde bomba, atamamış. Kimisi bomba ile parça parça olmuş. 22 komünist leşini yere sermiş. Bütün çektiği ıstırapları yenerek bizi beklemiş.

Cevat Alan, aldığı yaraların ağırlığından yüzüne giren süngülerin ıstırabından konuşamadı. Fakat yaptığı büyük kahramanlığı karşısında komünizm mezalimi bir tablo halinde gözlerimin önünde duruyordu. Taburumuzun asil ve kahraman doktoru Yzb. Cemalettin Tanrıöver en ileri hatta bulunan Cevat Alan’ın mevziine geldi. İcap eden her türlü tedaviyi yapmak istedi. Fakat kahramanlar kahramanı Cevat Alan aziz şehitlerimiz arasına karıştı. Aziz şehidin naşı arkadaşlarının gözyaşları arasında şanlı bayrağımıza sarılı olarak geriye nakledildi. Pusan’daki azizler şehitliğine merasimle gömüldü.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:23:40 +0000
15-19 Mart 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/15-19-mart-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/15-19-mart-1951

Yurttan Türk Tugayına 600 kişilik bir ikmal grubu gelir. Türk Tugayı umumi ilerleme raporuna göre kuzeybatı istikametine doğru ilerleme vazifesi alır.

Bu günü Nazmi ÖZO ĞUL şöyle anlatır;

“15 Mart 1951 günü Han nehrini geçerek kuzeye doğru ilerliyoruz. Vatanperver Kore köylerinin evleri kül haline gelmiş. Saçları günlerce taranmamış kadınlar, açlıktan iskelet haline gelmiş ihtiyarlar ayakta durabilmek için değneklerine dayanmış kurtarıcılarını gözyaşları arasında selamlıyorlar. Kamyonlarımız kül haline gelmiş köyün kuzey çıkağında durdu. 10 ile 15 yaşında bir çocuk yanan evinin küllerini karıştırıyor. Kendinden o kadar geçmiş ki, dünyada yaşayıp yaşamadığının farkında değil. Bizimle hiç alâkadar olmuyor. Elleri ve yüzü simsiyah, gözleri çıldıran bir insanın gözleri gibi büyümüş, bir noktaya dikmiş. Yüzünün rengi o kadar sarı ki, ölmüş bir insanın rengini almış. Dizleri elektriğe tutulmuş gibi titriyor. İaşe kamyonundaki Tğm. Ali Çelen kamyondan aşağıya atlayıp, bu kimsesiz çocuğa yaklaşıyor. Elindeki kumanya kutusunu çocuğa uzattı. Fakat Koreli çocuğun dalgın gözleri hâlâ yanan evinin küllerinden ayrılmıyor. Ali Çelen çocuğa seslendi. Çocuk gözlerini yavaş yavaş kül haline gelmiş evinden kaldırdı.

Benden ne istiyorsunuz gibi Ali Çelen’in yüzüne dik dik baktı. Çocuğun gözlerini oynatmadan dik dik bakışı Ali Çelen’in yüzündeki şefkatli hatlardan bir mana çıkarmış olacak ki yumuşadı ve ellerini yavaş yavaş kaldırdı. Uzatılan kumanyayı aldı. Fakat takati kalmamış olacak ki aldığı kumanya kutusunu yere düşürüyormuş gibi bıraktı. Gerilmiş yüzü yavaş yavaş yumuşadı, gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı. Mehmetçikler çocuğun acıklı halini görünce yerlerinde duramadılar. Kamyondan aşağıya atladılar. Ellerindeki kumanya kutularını çocuğun yanına yığdılar. Dalgın Koreli çocuk bu şefkatli insanların hareketleriyle alâkadar olmaya başladı. Eğildi, bir kumanya kutusu aldı. Kül haline gelmiş evinin temeli yanındaki kovuğa ayakları titreyerek götürdü. Mehmetçikler verdikleri kumanya kutularını çocuğun götürdüğü yere taşıdılar. Mehmetçiklerin bu hareketi çocuğun yüzündeki ızdırabın çizgilerini yok etti. Mehmetçiklerden biri yerdeki kumanya kutusunu açtı. İçinden çıkardığı kumanyayı çocuğa uzattı. Çocuk uzatılan şeyi aldı. Evvela bu neymiş gibi dik dik baktı. Sonra yavaş yavaş ağzına götürdü. Elindeki kumanyayı bitirdi. Uzatılan ikinci kumanyayı da aldı. Fakat ağzına götürmüştü ki hüngür hüngür ağlamaya başladı. Mehmetçikler ağlayan çocuğu şefkatli elleriyle okşadılar. Çocuk bu şefkatli ellerin tesiriyle olsa gerek ki gözlerinden akan yaşları sildi. Bu sırada kamyonlar hareket etmeye başlamıştı. Mehmetçikler ve Tğm. Ali Çelen son olarak şefkatli ellerle çocuğu okşadılar ve kamyona bindiler. Kamyonlar hareket edinceye kadar hiç konuşmayan yalnız düşünen çocuk, kuzeyi elleriyle göstererek:

-Çaynis komünist, çaynis komünist, diye bağırıyor ve elleriyle onları kesin şeklinde hareketler yapıyordu. Bu hareketlerden sonra elleriyle Mehmetçikleri selâmlıyordu.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:24:31 +0000
11 Nisan 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/11-nisan-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/11-nisan-1951

Bugün 11. Bölük 411 rakımlı tepeyi, 9. Bölük 206 rakımlı tepeyi ve 411 rakımlı tepe arsındaki tepeleri alır. Daha sonra da hep birlikte 306 rakımlı tepe alınır.

O GÜNLERİ ALBAY DORA ŞÖYLE ANLATIYOR:

“ Çavuş Mehmet Şahin ve Zeynel Karabulut dağ kurallarını bile gölgede bırakan bir cesaret ve çeviklikle hedeflerine varmışlardı ki, o anda ikisi de yaralandı ve takatları kesildiği için sendeleyerek aşağıya doğru kaydılar. Allah onları korumuş ve uçurumun kenarında kalmışlardı.

Şahin çavuşun parmaklarından yaralandığını ve Zeynel Karabulut’un parçalanan elbisesinin her tarafından kanlar aktığını görmüştüm. Her ikisine de tabur sargı yerine gitmelerini söylediğim zaman Zeynel’in gözleri yerinden fırlamış yüzü hırs ve kinden kıpkırmızı bir hâl almıştı. Sanki çatacak bir yer arıyordu. Bu sırada arkadaşlarının atılan bombalardan sakınmak maksadıyla geri çekildiklerine sinirlenen Zeynel o yaralı hâli ile şöyle haykırmıştı” Arkadaşlar Türk geri gitmez, Kunuri’ de ölen arkadaşlarımızın henüz intikamını almadık nereye gidiyorsunuz?”, diye bağırıyordu. Kendisine sükûnet tavsiye ederek geriye, sargı mahalline gitmesini bir daha emretmiştim. Zeynel adeta bana karşı gelircesine “Komutanım beni kendi hâlime bırak, bu tepelerdekileri gebertmeden ve bu tepeyi almadan bir adım dahi geri gitmem”, dedi ve cevabımı beklemeden yerinden fırladı ve paçasından şakır şakır akan kanlarına bakmadan avının üzerine atılmış kudurmuş bir panter gibi saatlerce önünde mücadele ettiğimiz kayadan müteşekkil ateş ve ölüm kalesine tek başına tekrar tırmanmaya başlamıştı. Bu durum karşısında tüyleri diken gibi olmuş ben de o anda kendimden geçmiş olarak bu kahramanlar kahramanı, bu mübarek erimin yarattığı bu canlı tabloyu seyre dalmıştım. Bu kahraman erimi göre göre feda edemezdim hemen arkasından koşarak kendisine yetiştim, biraz da çekiştirerek geriye doğru sürükledim. Zeynel haline bakmadan “yalvarırım sana komutanım bırak beni de şunlara kim olduğumuzu gösterelim. Ben kendisini o tepeyi alacağımız sözünü vererek onun sargı yapma yerine gitmesini istedim, yanaklarından da öperek onu ikna ettikten sonra sargı yerine gönderebilmiştim”.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:26:11 +0000
Kumyangjang-Ni -Özet http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/kumyangjang-ni-ozet http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/kumyangjang-ni-ozet

ÖZET

Vegas Muharebesi  (Muharebe İleri Karakol Çarpışmaları): (28-29 Mayıs 1953)

Bugüne kadar yapılan muharebelerde kesin sonuca ulaşamayan BM  ve K.Çin orduları Mayıs 1953 tarihi itibariyle, 38 inci paralele tekabül eden İmjin Nehri-Charwon-Kumhwa ve uzanımı hattında karşılıklı savunmaya geçmişlerdi. Artık, pusu, keşif ve muharebe ileri karakolları çatışmaları ve taktik akınlardan başka bir harekat yapılmıyordu. Büyük askeri harekat durmuştu. Kore sorununu savaşla çözemeyeceğini anlayan taraflar, “ateş-kes” görüşmelerine başlamışlardı.

Bu arada, ateş-kes görüşmeleri uzayıp gidiyor, sonuca ulaşılamıyordu. Görüşmelerin sık sık kesilmesi ve bir uzlaşma sağlanamaması, yeniden büyük askeri harekatın başlaması  ihtimallerini artırıyordu. Bu nedenle, taraflar savunma hatlarını kuvvetlendiriyor, muhtemel taarruzları karşılamaya hazır olarak, tetikte bekliyorlardı.

Düşman , şansını bir kez daha silahla denemek için hazırlanmaya başladı. Düşmanın iki amacı vardı. Ya Panmunjan ateş-kes görüşmelerinde isteklerini kabul ettirecekler ya da BM hatlarını yararak sonuca ulaşacaklardı.

3 Mayıs 1953’de Seul kuzeyi’nde savunma görevi alan Türk Tugay’ı, asıl muharebe hattının 600 metre ilerisinde; Karsan, Elko, Vegas, Doğu ve Batı Berlin adlarıyla tanımlanan tepelerde tesis edilen Muharebe İleri Karakol mevziilerini teslim almıştır.

K.Çin ateş-kes görüşmelerinde etkili olmak için pek küçük kazançları çok önemli başarılarmış gibi göstererek bütün dünyada propaganda yaptıklarından, düşmana başarı diye bir fırsat vermemeğe çok dikkat edilmekteydi. Nitekim Türk Tugay’ından muharebe ileri karakol mevziilerinin asıl savunma mevziileri gibi sonuna kadar savunulması istenmişti.

K.Çin birlikleri muharebe ileri karakol mevziilerine ilk kez 15 Mayıs 1953 de saldırdı. Bu saldırı mevziilerdeki kahraman askerlerimizin bomba ve süngü muharebeleriyle püskürtülmüştür. 28 Mayıs 1953’de düşman bir alaydan fazla bir kuvvetle; Doğu ve Batı Berlin, Vegas, Elko ve Karsan’daki muharebe ileri karakol mevziilerini şiddetli topçu ve havan ateşi altına alarak taarruza başladı. Düşmanın bu taarruzdan amacının; muharebe ileri karakol mevziilerini ele geçirdikten sonra Türk Tugay’ının işgal ettiği asıl savunma mevziilerini de ele geçirerek cepheyi yarmak olduğu anlaşılıyordu. Düşmanın, o sırada cereyan eden ateş-kes görüşmelerine etkili olmak istediği ve kazanılacak bir başarıdan yararlanmayı düşündüğü şüphesizdi.

Muharebe ileri karakolundaki Türk Birlikleri mevzilerinde kahramanca savaşarak düşmana geçit vermediler. 30 saat süreli 28-29 Mayıs 1953 tarihli direniş çok kanlı bir şekilde cereyan etmiştir. Bu muharebede 151 askerimiz şehit olmuş 241’i de yaralanmıştır. Bu saldırıda taarruz gücünü yitiren düşman 38 inci paralel hattının güneyine geçemedi. Türk Tugayının üstün savaş yeteneği ile oluşan bu direniş nedeniyle K.Çin’in ateş-kes’de umduğu avantajı elde edemedi ve “Ateş-Kes” görüşmelerine yeniden başlandı. 27 Temmuz 1953 tarihinde Panmunjom Ateş-Kes Anlaşması imzalandı. Bu muharebe, Kore Savaşı’nın son muharebesi olmuştur.  3 ncü Türk Tugay’ı Vegas Muharebeleri dolayısıyla ABD Cumhurbaşkanlığınca; “Legion of Merit” nişanı ile taltif edilmiştir.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 12:27:15 +0000
28 Mayıs 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/28-mayis-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/28-mayis-1951

Doğu ve Batı Berlin muharebe ileri karakollarına yaklaşmakta olan düşman bölüğü, şiddetli ateş altına alınsa da ilerlemeye devam eder. Düşman püskürtülerek 3. Tabur bölgesine yapmakta olduğu ateş hafifletilir.

Düşman Vegas’ı sislemesiyle birlikte Türk topçusu sis bölgesinin arka kısımlarını ateş altına alır. Düşman bu şiddetli ateşler sonucunda Vegas’ın güneyine kaymaya başlar Türk topçusu Vegas’ı üç taraftan topçu ateşi altına alır ve düşmanın ilerlemesi yavaşlatılır.

Saat 21. 23 civarında 7. Bölük Büyük Vegas mevzilerini bir hücumla geri alır. Fakat düşman geri çekilmemiş yakınlara tutunmuştur. Saat 21.52 civarlarında düşman yeniden Vegas mevzilerini sisleyerek şiddetli bir ateşe başlar. Bu arada Türk ve Amerikan topçusu da ateşini şiddetlendirir. Bu şiddetli ateş düşmanı sarsar ve çekilmeye başladığı sırada yeniden tertiplenip Büyük Vegas’a hücum ederek tekrar alır. 7. Bölük ve 3. Bölük tekrar taarruza başlar, 15 dakika süren çok kanlı bomba, süngü ve yakın muharebelerle Büyük Vegas tekrar alınır. Düşman uzaklaştırılamamıştır, saat 23. 06 civarında hücuma kalkar ve Büyük Vegas’ı üçüncü defa geri alır. Cephede cephane azalmış ve cephanenin cepheye gitmesi bu şiddetli ateşler altında çok zorlaşmıştır.

7. Bölük pekiştirilmiş kuvvetleriyle saat 23. 28 civarında yeni bir hücum ile Büyük Vegas’ı düşmandan geri alır ve düşman püskürtülür.

Vegas muharebe ileri karakolunda muharebeler, süngü hücumları ve boğuşmalar şeklinde olur. Düşman, kayıplarına bakmadan hücum eder. Türk askerleri de kendilerinden kat kat fazla olan yer yer on misline kadar çıkan düşmanla inanılmaz dereceye varan cesaret ve kahramanlıkla çarpışır, süngü ve bomba ile düşmanı püskürtür.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 14:11:50 +0000
29 Mayıs 1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/29-mayis-1951 http://koresavasi.com/kumyangjang-ni/29-mayis-1951

Düşman gece 01. 09 civarında Topçu ve havanlarla birliklerimizi yeniden şiddetli bir ateş altına alır. Fakat büyük kayıplar vererek Büyük Vegas’ı yeniden, dördüncü defa geri alır.

Düşman bütün ileri karakol mevzilerini gittikçe şiddetlenen top ve havan ateşi altına alır. Bu arada Küçük Vegas’ta saat 01. 40 civarlarında başlayan muharebe şiddetli ateşlerle devam etmektedir. Düşman saat 02. 50 civarında ateşini iyice şiddetlendirir. Çok ağır şartlar altında muharebe etmek zorunda kalan Küçük Vegas’ta ki bölük ve takımların subay ve erlerinin yarısından fazlası şehit olmuş veya yaralanmıştır. Düşmanın top ve havan ateşleri aralıksız devam eder. Türk askeri mevzilerine girmiş olan çok üstün sayıdaki düşmanın üstüne korkusuzca atılır ve boğuşmalar başlar. Düşman sürekli takviye edildiğinden kanlı mücadele de artan şiddetle devam eder. Düşman bu müthiş ateş altında ve hücumda erirken, mevzide bir kısmı da yaralı olan askerlerimiz son bir çabayla mevzi içindeki düşmanla süngüleşmeyi sürdürür.

Bu kuşatma da birliklerin sonsuz cesaret ve fedakârlığıyla önlenir ve düşman püskürtülür. Düşman perişan halde geriye çekilmek zorunda kalmıştır. Düşman 04. 00 da 05. 15’ te taarruzlarını tekrarladıysa da her defasında geri püskürtülür.

Düşman 08. 00 de yeniden taarruza başlar, geceye sığdıramadığı taarruzlarını artık gündüz devam ettirir.

Saat 11. 00 olduğunda Türk askeri dört takımlık bir kuvvetle, topçu, havan ateşlerini ve uçakların pike hücumlarını takip ederek, büyük Vegas’a taarruza başlar. Bu takımlar büyük gayret ve fedakârlıklarıyla Büyük Vegas’ı yeniden alırlar. Ve düşmanın yaptığı karşı taarruzu püskürtürler. Düşman perişan halde kaçar ve şiddetli takip ateşleriyle ile de büyük kayıplara uğratır.

14. 30 da yeniden başlayan taarruz durdurulamaz ve 16. 18 civarında Büyük Vegas yeniden düşmanın eline geçer. Birlikler küçük Vegas’ta tutunurlar. 19. 30 da başlayan yeni bir muharebeyle düşman büyük Vegas’tan yeniden sürülür.

Vegas’taki birlikler çok kayıp vermişler ve bitkin hale gelmişlerdi. Bunların geriye alınmaları zorunlu olur. Saat 21. 30’ da Vegas’taki birlikler, ateş altında oldukları halde düşmana sezdirmeden, şehit ve yaralılarını sırtlarında taşıyarak asıl savunma

mevziinin gerisine tamamen çekilirler. Keşif kolları düşmanla temasta kalır.

]]>
gezgin@olurluyuz.com (Korea Savaşı) Kumyangjang-Ni Sun, 23 Dec 2007 14:16:41 +0000