ucuza ucak bileti ucak bileti sorgula beşiktaş haber technology news today date pleksi glas
Şimal Yıldızı: Kore Savaşı “Vatan Müdafaası” Olunca…

Foti Benlisoy – Modern Türkiye tarihinin en büyük suçlarından biridir Kore Savaşı. Yarımadaya gönderilen askerler egemenlerin dış politika tercihleri için kurbanlık koyun misali savaşın ortasına atılmışlar, bir katliamın parçası kılınmışlardır.

Pazar akşamları televizyon karşısında pineklemek bazen kaçınılmaz oluyor. 2 Ocak Pazar akşamı televizyon kanalları arasında volta atarken NTV’de yayımlanan Şimal Yıldızı Son Kore Gazileri adlı belgesele takıldı gözüm.

Sonradan ilk bölümünün 26 Aralık günü yayımlandığını öğrendiğim belgesel, Kore Savaşı’na katılmış Türkiyeli askerlerin tanıklıklarına dayanıyordu.

 

Gerek “sıradan” askerlerin savaş deneyimlerini öne çıkarması gerekse büyük muharebelerden ziyade izinler, yaralıların bakımı, cephedeki moral yükseltme etkinlikleri, dini bayramların kutlanması, cephe gerisiyle mektuplaşma ya da radyonun askerler açısından önemi gibi savaşın “gündelik” ayrıntılarını aktarması açısından ilginç bir yapımdı.

Şimal Yıldızı Son Kore Gazileri’nin hikâyesi, yaklaşık iki yıl önce Anadolu Ajansına düşen bir haberle başlamış. Habere göre bir Kore gazisi, tren garındaki bir bankın üzerinde ölü bulunmuştu. Cem Fakir bu haberin ardından yola çıkmış. Yirmiye yakın şehirde subay, astsubay ve er 124 Kore gazisi ile görüşmüş, her birinin anılarını, deneyimlerini dinlemiş ve ortaya bir kitap, bir de belgesel çıkmış.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın talim ve terbiye tornasından geçmiş olan herkes bilir. Türk ordusunun kahramanlıkları, savaş meydanlarındaki başarıları, Türk ulusal tarih anlatısının merkezi bir temasıdır.

Genelkurmay Bakanlığı’nın sitesinde, askerlik ve savaşların milli tarihteki merkezi önemi şu “veciz” sözlerle ifade edilir: “Kişi olarak askerliğe gönül veren Türkler tüm dünyaya ordu-millet olduklarını kanıtlamışlardı. Orta Asya’daki Türk uluslarından başlayarak, her Türk savaşçı durumunda olduğundan askerliğe özel meslek gözü ile bakılmamıştır. Göktürk kitabelerinde belirtilen tanrı vergisi askerlik misyonu, Türklerin bütün zamanlarda ülküsü kabul edildi.”

Aslında “milli” askeri tarihimiz, savaşan insanlara, yani askerlere dair olmaktan çok savaşa dairdir. Bu tarihsel anlatı formunda politikacılara, diplomatlara, generallere, muzaffer komutanlara rastlarız belki ama savaşın katı gerçekliğiyle yüz yüze kalan askerlere denk gelmeyiz.

Savaşın binlerce insan tarafında deneyimlenen gündelik maddi gerçekliği tarihin konusu değildir. Yani savaş, sıradan askerlerin düşüncelerine, hayal kırıklıklarına, acılarına ve perspektiflerine yer olmayan ve ancak “yukarıdan” anlaşılabilecek bir siyasi ve askeri gerçeklik olarak ele alınır.

Şimal Yıldızı, hemen her TC vatandaşının aşina olmak zorunda kaldığı “milli” savaş tarihinin bu geleneksel kabullerini ve anlatı formunu zorluyor doğrusu. Diplomasiyi, muharebeleri ve komuta kademesinin aldığı kararları değil de askerlerin savaşı nasıl deneyimlediğini öne çıkarıyor. Belgesel ve kitabın tanıtım bülteni de bu tercihi doğrular nitelikte: “Şimal Yıldızı Son Kore Gazileri, 1950 yılında henüz 20’li yaşlarındayken ülkelerinden binlerce kilometre uzakta, Kore’de ateş hattına girmiş, bugün 80’ine gelmiş bir kuşağın hikâyesini anlatıyor. Evlerine döndüklerinde bağrımıza basamadığımız, 60 yıldır bırakın hatıralarını, hatırlarını bile sormadığımız insanların hikâyesini…”

Ancak “aşağıdan” bir perspektifi benimsese de görebildiğim kadarıyla belgesel-kitap, mevcut kahramanlık anlatısını sorgulamıyor. Cem Fakir zaten kitabını “Kore topraklarında yatan kahramanlara” ithaf ediyor.

Aşağıdan tanıklıklarla bu kahramanlık ve fedakârlık teması pekiştiriliyor. Mesela bir yerde “Koreli sivillere uzatılan yardım eli”nden, “Türk askerinin elinden geldiğince Korelilere yardım ettiğinden” dem vuruluyor. Hani Afganistan’ın işgalinde yer alan Türk birliklerinin Afgan halkına yardımlarından bahseden haber bültenleri vardır.

Beyaz Türk askerinin “yerlileri” nasıl medenileştirdiğine dair tipik sömürgeci dizgeyi tekrarlar. Belgesel de Türk ordusunun Koreli yetimlere yardımlarından bahsediyor mesela benzer bir şevkle.

Tanıtım bülteninin de ima ettiği üzere belgeselin dramatik örgüsü “vefasızlık” teması üzerine kurulmuş. Bankta soğukta donarak hayatını kaybeden gazi haberinin üzerine başlayan Şimal Yıldızı projesi, Kore’de savaşmış Türkiyeli askerlere adeta bir vefa borcunu ödemeye çalışıyor.

Cem Fakir NTV Yayınları’ndan çıkan kitabın girişini de “ülkeleri için ölüme gitmekte bir an bile tereddüt etmeyen bu insanların unutulmamaları dileğiyle” diye bitiriyor. Ancak tam da bu vefa teması yukarda anılan kahramanlık temasını yeniden üretiyor.

“Ülkeleri için ölüme giden askerler” gibi bayat bir milliyetçi-militarist klişe, üstelik bir de Kore Savaşı gibi Türkiyeli askerlerin diplomatik bir koz gibi kullanıldığı, paralı asker muamelesi gördüğü bir savaş için kullanılınca iyice ucuz olmuyor mu?

Belgeselin sonunda askerlerin memleketlerinden onca uzağa savaşmaya yollanırken “neden gidiyoruz” demedikleri, yani açıkçası itaatkâr olmaları övülüyor. Hatta daha da ileri gidilip sanki marifetmişçesine “aynı fedakârlığı şimdi de yapacak onura sahipler” deniyor.

Belgeselin bu “mesaj” kısmında onları savaşa gönderenlerinse böyle “onurlu” olmadıkları, çünkü yönetenlerin askerleri sahipsiz bıraktıkları, onları hatırlamadıkları vurgulanıyor.

Her Hakkı Saklıdır © 2008 - 2017 www.Koresavasi.Com © | Kore Savaşı

Bu site Kore Savaşı'nda şehit olan 741 Şehit ve binlerce Gazimizin anısı için yapılmıştır.

Copyright © 2008 - 2017 www.Koresavasi.com | Tasarım Selim ÇELİK | Hosting Gezweb Tasarım